9 Ağustos 2007 Perşembe

ÇEYİZİMİZE BUYRUN


Bu yorgan kapaklarını çok ilginç buluyorum. Benim anneannem zamanında yapılıyormuş.Hala yapılmakta.Daha çok kanaviçe ve dantel tercih ediliyor.Bu arada bu yorganların hepsinin kullanılacağı meçhul.Muhtemelen yatılı gelen misafirler de düşünülmüş.



Ben bu havluları kullanmaya kıyamam doğrusu.



Eltim doğum yaptığı için bloğuma bir haftadır uğrayamıyorum.Yorum bırakan arkadaşlara teşekkürler.Bu yaz baya çeyiz bakmaya gittim.Yapılan çeyizler birbirine benzese de insan gene de yeni gelinin çeyizini merak ediyor.Bizim buralarda gelin ertesi adeti var.O gün gelin tekrar gelinliğini giyiyor, akrabalar komşular davet ediliyor, gelenler serilmiş olan çeyizlere bakıyorlar.Bazı aileler mevlüt okutuyor bazılarında ise teyip eşliğinde gelin ve arkadaşları oynuyor.Hala çeyiz bakılması revaçta yani.Ben yurtdışına gelin gittiğim için annem emek emek yaptığı çeyizleri seremedi malesef. Ne zaman yeni gelinin evine gitsek 'hevesimi kursağımda bıraktın' der.İnşallah torununa nasip olur.Tabi ben Rumeysa'ya çeyiz yapabilirsem, ya da Rumeysa'nın zamanına çeyiz adeti kalırsa.Ama Allahtan kermesler ve çeyiz dükkanları imdadımıza yetişiyor.Benim gibi çalışan ve kızına çeyiz yapmaya üşenen anneler için birebir.

2 Ağustos 2007 Perşembe

çocuk eğitiminde temel kurallar




Çocuk eğitiminde temel kurallar
1. Çocuklarınızla duygu ve ihtiyaçları hakkında konuşun.
2. Çocuklarınızı, can kulağıyla dinleyin ve onlara değer verdiğinizi “beden dilinizle” hissettirin.
3. Çocuğunuzun duygu ve düşünceleri hakkında karşılıklı konuşun.
4. Çocuğunuzun yaşına ve gelişimine göre, uygun görev ve sorumluluklar verin.
5. Hangi yaşta olursa olsun, çocuğunuzla oynama ve onun heyecanına katılma fırsatını kaçırmayın.
6. Çocuğunuzun her yaşta anlattığını, sıkıntıdan patlasanız bile dinleyin.
7. Çocuğunuzun anlattıklarını dinlemiyorsanız, bir süre sonra onun da sizi dinlemediğini görürsünüz.
8. Çocuğunuzu dinlerken, mutlaka yüzüne bakın ve onunla “göz ilişkisi” içinde olun.

KANAVİÇEDEN VAZGEÇEMEYENLERE


Ortaokuldayken annemle birlikte işlediğim karyola takımı.Bu menekşeli örneği şu anda pike olarak kullanıyorum.Zorla işlemiştim ama şu anda severk kullanıyorum.


Eltimin çeyizinden fotoğrafladığım kanaviçeli ara.Çok da zarif durmuş.


Komşumuzun çeyizinden çektiğim yastık kılıfı.İnsan bunları kullanmaya kıyamaz doğrusu.Nitekim çoğu kanaviçeler doğum, sünnet gibi özel günlerde kullanılmak üzere sandık bekliyor.

31 Temmuz 2007 Salı

Dil seni gül bahçelerine de götürebilir; balçık deryalarına da sürükleyebilir


Kalp ve dil...

Ya iyilik, güzellik fidanlığı; ya kötülük, bozgunculuk bataklığı.
İnsan nasıl işletirse dil madenini, öyle süsler, donatır ömür ağacını.
Ve nasıl besleyip donatırsa öyle ürünlerle donatır kalp toprağını.
Dil ve kalp, ya kötülükler yuvası, kumkuması, ya iyilikler-güzellikler ovası.

Hani, Lokman Hekim, bir çırağıyla ava çıkmıştı, uzun yoldan evine döneceği sırada bir kabile reisi bu meşhur hekimi misafir etmek istedi.

Lokman Hekim, nasıl beden dilinden anlıyorsa öyle de gönül ve ruh dilinden anlıyordu. Kırmadı kabile reisini. O gece misafir kaldılar. En semiz koyunlardan biri kesildi. Yemek için harekete geçildi. O sırada Lokman Hekim, çırağını imtihan etmek istedi:

- Getir bakayım bana koyunun en temiz iki organını.

Çırak gitti koyunun kalbini ve dilini getirdi.

Lokman: “Aferin!” dedi, tam isabet. Bir canlının en temiz iki organı kalbi ve dilidir.”

Yediler, içtiler, şükrettiler. Sabah olduğunda da her misafirin yaptığı gibi, yola revan oldular.

Ne var ki yol kısa değil, Lokman aslında ava çıkmış gibi görünüyor; ama bu av sıradan bir yiyecek bulma avı değil. Hekimlik yolunda yeni bitkiler, ilaçlar bulma yolculuğu…

Akşama yakın bir saatte bir başka kabile reisi de Lokman Hekim’e misafir olması için ısrar etti.

İmkân varsa, davete icabet etmeli. Lokman Hekim de öyle yaptı. Yine akşam ve daha semiz bir koyun kesildi. Bu seferki imtihan daha zorluydu.

Lokman, çırağına: “Haydi şimdi de koyunun en pis iki organını getir bana.” dedi.

Çırak gitti, bir süre sonra yine kalp ve dille dönüp geldi.

Uzattı kalp ve dili Lokman Hekim’e. İşte efendim, dedi, bir canlının en pis iki organı.

Lokman: “Aferin dedi, sen sadece görünen, duyulan bilgilerle değil; aynı zamanda marifetle de donatmışsın kendini. Gerçekten de kalp ve dil, bir canlının hem en temiz, hem de en pis organlarıdır.”

Dil ve kalp dedikodu, fitne kaynağı haline gelmişse hem sahibini yer bitirir, hem de çevresinde tahribatlara yol açar. Kısacası, şer için işlese, kötülükler, tahribatlar kaynağı olur. Ama aynı organlar hayır için işlese, güzellikler, iyilikler merkezi olur.

***

Dilini bir binek bil.
Seni gül bahçelerine de götürebilir.
Balçık deryalarına da sürükleyebilir.
Kalbini kirli, paslı ya da parlak bir ayna bil.
Bütün güzelliklere karşı kör de kalabilir
Güneşle parlayan, güneşi yansıtan bir talihe sahip de olabilir.

Bir öğrencisi öğretmeniyle ilgili aslı olmayan bir dedikodu çıkarır,
dedikodu kulaktan kulağa yayılır.
Daha sonra öğretmen öğrencisine bu dedikodunun kaynağının yanlış olduğunu ispatlar.

Öğrenci hatasını anlar, çok üzülür ve
“Hocam bu hatamı nasıl giderebilirim?” diye sorar.
Öğretmen, kuştüyü bir yastık alıp kasabanın yanındaki tepeye geldiğinde ;
öğretmen ondan yastığı bıçakla kesip kuş tüylerini ortaya çıkarmasını söyler.
Öğrenci yastığı keser, kuş tüyleri kısa sürede ovanın her tarafına yayılır.
Öğretmen öğrencisine
“Şimdi senden bu tüyleri toplayıp tekrar yastığın içine koymanı rica ediyorum.
Eğer bunu yaparsan hakkımda çıkardığın dedikoduyu da telafi edebilirsin” der

YATAK ODASI TAKIMI




Bugünlerde gözüm yeni evlenenlerin çeyizlerinde.İnsan kendisi beceremeyince etrafındakilere göz dikiyor:) Arnavutluk'a dönünce nasıl olsa fotoğrafını çekeceğim el işi ya da dantel bulamayacağım. Çünkü el işi en çok galiba bizim ülkemizde ilgi çekiyor.Kırımlı bir arkadaşım ülkesinde bu tür adetlerin olmadığını söyledi.Dağistanlı bir arkadaş ülkesi soğuk olmasına rağmen, orada örgü kazak, ceket örülmediğini söyledi.Kendisi Türkiye'den oyalı yazma, örgü ceket vs. hediye olarak götürdüğü zaman , herkesin toplanıp şaşkınlıkla getirdiklerini izlediğini, bunları nasıl yapıyorlar diye hayret ettiğini söyledi.Velhasılı el işlkerimizle ne kadar övünsek azdır. Bu yatak odası takımlarını da mahallemize Ankara'dan gelin gelen Serap'ın çeyizinden çektim.Böylece ceyizleri internet ortamında tescillenmiş oldu.


22 Temmuz 2007 Pazar

BİZ DE BU KAMPANYAYA SAHİP ÇIKALIM


Küresel ısınma bugünlerde en çok konuştuğumuz konulardan biri. Kuraklık, su kaynaklarının azalması, ekolojik dengenin bozulması en önemli sonuçlarından bir tanesi.Ben kendimizden çok çocuklarımız için üzülüyorum. Çok zor bir dönemde dünyaya geldiler. Ne yazık ki bizim yaptığımız hataların bedelini ödeyecekler. Artık bulaşık yıkarken, duş alırken vs. suyu daha dikkatli kullanmaya dikkat ediyorum.Dikkatsizce su harcadığımda vicdan azabı duyuyorum. Tema Vakfının başlattığı suyunu boşa harcama kampanyası gerçekten çok anlamlı.Biz de bu kampanyaya elimizden geldiğince destek vermeliyiz. http://www.tema.org/ daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Evde suyumuzu kurtarmanın 10 basit yolu

1. Musluğu Açık Bırakmayın. Her gün sebzelerimizi elde yıkamak yerine, su dolu bir kapta yıkarsanız, çok daha az su tüketirsiniz. 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su kurtarabilir.

2. Bulaşıklarınızı Elde Değil Makinede Yıkayın. 4 kişilik bir ailenin günlük bulaşığını elde yıkarsanız, ortalama 84 - 126 litre su harcarsınız. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 12 litre su ile yıkar. Bu da bir yılda ortalama 26 - 40 ton suyu kurtarmanız demektir.

3. Diş Fırçalarken, Tıraş Olurken Suyu Kapatın.Diş fırçalarken ya da tıraş olurken, kullanmadığımız halde açık bıraktığımız su gideri, yılda kişi başı ortalama 12 tondur. 4 kişilik bir ailede bu rakam ortalama 48 tondur.

4. Daha Kısa Duş Alın. 5 dakikalık bir duş sırasında ortalama 60 lt su harcarsınız. 4 kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini 1 dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton su kurtarırsınız.

5. Gereksiz Yere Sifon Çekmeyin.Tuvaleti çöp olarak kullanmayın. Dört kişilik bir ailenin her bir ferdi, günde bir kez sifonu amacı dışında çekerse yılda 16 ton su harcamış olur.

6. Sifona Plastik Bir Şişe Yerleştirin.1,5 litrelik bir pet şişeyi su ile doldurarak sifonunuzun içine yerleştirin. Sadece bu basit bir önlemle bile yılda 2 ton su kurtarabilirsiniz.

7. Duş Başlığınız Değiştirin. Yeni çıkan suyu daha iyi bir şekilde püskürten ekonomik duş başlıklarından alın. Böylece suyu daha az açarak daha tazyikli bir duş alabilirsiniz.

8.Muslukları Tamir Ettirin.Evdeki tüm muslukları su kaçırmadığından emin olum. Gerekirse tamir edin. Her saniye bir damla damlayan musluk yılda 1 ton su harcar.

9.Su Kaçaklarını Engelleyin. Evinizdeki ya da apartmanınızdaki su borularını yenileriyle değiştirin ya da tamir ettirin. Eski tip borular tonlarca su harcar.

10. Çamaşır Makinesini Ekonomik Kullanın.Bir çamaşır makinesi tek bir çalıştırmada 176 litre su harcar. Makinenizi haftada bir kez bile az kursanız, yılda 9 ton suyu kurtarırsınız.

19 Temmuz 2007 Perşembe



KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN